Akranlarından, çevresinden, yakınlarından farklı olmak ya da farklı düşündüğünü hissederek kendini tam olarak bir yere ait hissedememek insanı tam olarak hangi tanıma sokar? Garip, sıra dışı, özel?.. Bunlar başkalarının bakış açısıyla şekillenir sanırım.
İnsanın kendini bulması ve tanımlaması kolay bir süreç değildir. Aslında bu tam olarak hiçbir zaman gerçekleşmez. Kendimizi tamamlayan parçaları buluruz ama hep bir şeyler eksik kalır. Önemli olan da bu yola girmek değil midir aslında? Kendimi tam olarak tanımıyorum ama bir şeyler keşfetmeye çalışıyorum kendim ve diğer başka şeyler üzerine. Kendimi bildim bileli de yapbozun doğru parçası hissetmedim, başta oraya aitmiş gibi gözüktüm ama aslında olmadığımı fark ettim zaman zaman. Düşüncelerim, bakış açım, hayat felsefem, amaçlarım, hayallerim, davranış tarzım, sözcüklerim bana kendimi farklı hissettirdi. Diğerleri dediğim bireylere baktığımda çoğunluk benimle aynı hareket etmiyordu çünkü. Farklı olmanın olumlu mu olumsuz mu olduğuna karar veremedim hiç. İşin aslı, çoğu zaman kendimde sorun bulmaya ve kendime yüklenmeye meyilli bir insan olarak "garip" olduğumu düşünüp durdum. Çoğu zaman böyle düşünüyorum ancak biraz daha düşünüyorum bu sıralar bunun üzerine. Belki farklı olmak insanı "özel" de kılabilir. Belki de çoğunluk değil tek bir birey haklı olabilir bazı konularda.
Kendime dair keşif sürecindeyim, bu hiçbir zaman tamamlanmayacak sonsuz bir yol. Sadece gerekli çabalar gösterildikçe sonsuzluğa da yaklaşmış olacağım zamanla, adım adım. Bu keşif süreci içerisinde bazı noktalar öğrendim ya da fark ettim kendim hakkında. Bunlardan biri de "iyilik" kavramı üzerine oldu. Bu kavramı tek boyutlu bir kelime değil, altında maddeler sıralanabilecek geniş bir konu olarak görüyorum. Birilerine iyi davranmayı, güzel bir iz bırakabilmeyi, kalbimi sıcacık hissettiren bir gülümsemeye sebep olmayı, yardım etmeyi, olumlu hissettiren tüm eylemleri gerçekleştirmeyi ne kadar çok sevdiğimi ve bunun hayatımda ne kadar büyük bir yeri olduğunu fark ettim keşif sürecim içerisinde. Dünyada hep bir iyilik kavramının var olduğunu, her insanın içinde farklı boyutlarda değişebilen bir iyilik duygusu olduğunu düşündüm hep. Sadece bir şeyleri inceledikçe, gözlemledikçe bazı noktaların ne kadar yanlış gittiğini hissetmeye başladım. Bunları fark etmek bir hüzün duygusu oluşturdu ama karamsarlığa kapılmak için yeterli olmadılar. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini hissederek "değişim, dönüşüm" kavramlarına yer vermeye başladım hayatımda.

